özgelecek

Ekimin serin semalarında doğmuşum

Bozkırın çetinliğinde bir tay olmuşum

114 mevsimdir durmaksızın koşmuşum

Gezgin olmaya külli koşulmuşum

Bilinmez turabın uçsuz deryalarında

 

Olabilseydim satrabı bir ömrün

Mum mühürlü fermanı bir hükmün

Keşmekeş dişli anahtarı bir gönlün

Öznesi nesnesi alelade bir sözün

Yalanmış noksan mürekkebim sayfalarda

 

Kime baksa şu gözler görünmüyor

Cezbe ararken hevesle yetinilmiyor

Sevgi sözcükleri dudaktan dökülmüyor

Bir ihtimal ki uzak varılmıyor

Ferah nüvesi yok sen’in başkalarında

 

Solgun, durgun, yorgun yüzler

Hangi hüznün tezahürü gülüşler

Ve hangi kapılar ardında bekler güller

Arif levhasında bana muğlak imler

Okuyamadım